15 Ekim 2011 Cumartesi

Lara Drew - Hindiler, Suni Dölleme ve Feminizm


  Hindiler, Suni Dölleme ve Feminizm

Turkeys-Artificial-insemina

Lara Drew

İnsanın dünyasında Suni Dölleme umut ve arzuyla ilgilidir. Yeni bir hayata, çok istenen bir bebeğe duyulan umut ve arzuyla.

Suni dölleme yaşayan kadınlar binlerce dolar harcıyor  genelde, saatlerce test sonuçlarını bekliyorlar ve bazıları için gebelik devam etmiyor, böylece saatler süren test ve bekleyişler yeni baştan başlıyor.

Fiziksel olarak rahim içi dölleme prosedürü uygun şekilde yapıldığında rahim kanseri teşhis testi gibi düşünülebilir. Ya çok az rahatsızlık vardır, ya da hiç yoktur. Bu dünyada bilim bir ömür sürecek rüyalarını gerçekleştirmek  için kadınlarla el ele yürüyor.

Ama hayvanlar aleminde suni dölleme,  suni döllemeye destek veren bilimin çirkin yüzünü ortaya çıakrıyoruçıkarıyor. Her yıl ABD, İngiltere, Avustralya’da hindiler  insanların yaşadığı suni döllenmeye yakın bir prosedüre maruz kalıyorlar.

Hindi eti endüstrisinde suni dölleme spermin erkek hindiden “sağıldığı” ve dölleme amacıyla dişi hindinin döl yatağına yerleştirildiği bir süreçtir.

Ancak insanlardan farklı olarak hindi üretme tesislerinde insanlar erkek hindileri zorlayarak mastürbasyon yapıyor ve dişi hindilere de tecavüz ediyorlar.

3turkeys

İnsanların “damak tadı” adına her yıl yaklaşık 320 milyon hindi üretiliyor. Avustralya’da bu sayı üç-beş milyon arasında, bu hayvanlar en çok yılbaşında tüketiliyor, ayrıca “Temmuz’daki yılbaşı”nda da tüketiliyorlar. Avustralya’da her yıl başında kişi başına 1 kg  hindi tüketiliyor.

Hindiler için iyi niyet mevsimi cinayet ve cinsel aşağılanma demek. Onların hayatları gebe kalma sürecinden kesimhaneye gidene dek hem kontrol hem de manipüle ediliyor.

Dişi hindilerin suni döllenmesi ve erkek hindilerin masturbasyonu hem hızlı hem de kitlesel “üretim” adına hayata geçiriliyor. Erkek hindiler sıraya diziliyor, bir işçi onları bacaklarından yakalıyor, baş aşağı tutuyor, bacaklarından ve bir kanadından havaya kaldırıyor, boynu ya da göğsü üzerine bir yere uzatıyor, hayvanın arkası bir diğer işçiye doğru, kalkık şekilde bakıyor.

turkey-close-up

Ardından erkek hindinin bacakları ve ayakları metal bir tutamaçla kavranıyor, hindinin bacağı başına ve omzuna kadar kaldırılıyor, böyle yaparak hayvanın sabit kalması sağlanıyor. Hindinin anüsü anüs açılana dek sıkılıyor. İşçi ardından hindinin penisini kavrıyor, ardından hayvan boşalana dek penisi okşayıp ona masturbasyon yapıyor. Beyaz meni camdan bir tüp içine atılıyor. Bu meni ardından  meninin dölleme yeteneğinin süresini uzatan antibiyotikler ve diğer ilaçlarla beraber bir araya getiriliyor.

Her bir şırınga doldukça dişi hindilerin bulunduğu evdeki tohumlayıcılara gönderiliyor. Burada tohumlayıcılar dişi hindileri küçük bir bölmede bir araya topluyorlar, hayvanlar bacaklarından yakalanıyor, dizleri bükülüyor, hayvanlar baş aşağı asılıyorlar. İşçiler hayvanın anüsü ortaya çıkana dek arka tüylerini yoluyor.

İşçiler ardından içi meni dolu tüpü dişi hindinin vajinasına doğru bastırıyor. Çoğu kez bu işlem hızla yapılır, işçiler yorulup öfkelendikçe yapılan işlemde terslikler meydana gelir, hayvanlar sert ve kaba davranışlar sonucu daha fazla acı  çekerler.

Bu zoraki masturbasyon ve tecavüz hindiler bir yaşına basana dek her hafta tekrarlanır. Suni dölleme süreci şüphesiz acı veriyor, endüstri bu konuya gözlerini kapasa bile hem yaralanmalara hem de ızdıraba yol açıyor.

Hindiler yetiştirme tesilerinde bir seneye yakın tutuluyorlar, böylece onların refah sorunları da daha artmış oluyor. Her hafta cinsel anlamda istismar edilmenin verdiği sıkıntılar hem barbarlık hem de cinsel istismarın bir ürünü.

Peki insanlar hindi gibi çiftlik hayvanlarını cinsel ilişkiye zorlayan, zorla gebe bırakmaya yönelik bir sömürü sistemine neden katılıyorlar?

Kapitalist toplumumuzun ekonomik etkileri, esas hedef çıkarları ve yeterliliği çoğaltmak olduğu sürece dominant bir hâl gösteriyor. Bu yüzden hindi endüstrisinde suni dölleme etkili bir ticaret aracından başka bir şey değil.

Toplumumuz çıkar ve yeterlilik bombardımanı altında kalmış, bu durum kültürümüze hakim hale gelmiş, elbette  kültürümüz de dünyayı nasıl gördüğümüze etki ediyor. İnsanlar işte o zaman bir hindinin tabaklarına nasıl geldiğinden değil sadece, duyguları olan bir canlı olarak da hindinin gerçekliğinden kopmuş oluyorlar.

Bu şekilde hindi gibi hayvanlar metaya dönüşüyorlar. Eğer dünya üretim ve çıkara dayanıyorsa o zaman kişiler arası iletişimler metalar arası ekonomik ilişkilere dönüyşüyor. Böylece bir nesne olan işçi hindiye hindi de bir nesneymiş gibi davranıyor.

Ancak fabrika çiftçiliğindeki cinsel sömürü sadece ekonomik yeterlilikle açıklanamaz.

İnsanlar diğer canlılar üzerindeki hiyerarşileri aracılığıyla iktidarlarını sürdürmek için türlerin üremesini kontrol ediyorlar. İnsanın hiyerarşi aracılığıyla ortaya koyduğu tahakküm öylesine  içerilere işlemiş ki, öylesine bir parçamız olmuş ki birbirimizle olan iletişimlerimize öylesine sinmiş ki, bu durum ekosistemin geri kalanına da yansıtılıyor.

Hindileri esir ediyoruz, onlara tecavüz ediyoruz, ardından bizim zorlamamızla doğurdukları yavrularını çalıyoruz. O zaman işte doğurma olayı değersizleştirilip bir çeşit dişi köleliğine dönüştürülmüş oluyor- insanlar etini tüketsin diye daha fazla yavru yapmaya zorluyoruz onları. Hindilerin doğurganlığı manipüle ediliyor, yavruları endüstriyel kapitalist gıda üretimi sistemi için kullanılan metalara dönüştürülüyor.

Hindilerin üremesini kontrol etme arzusu dominant bir ataerkil sistemin yönettiği bir dişi köleliği olarak görülebilir. Bu anlamda  sistemin kendisi, çalışanların ve hindilerin gerçek biyolojilerinden bağımsız olarak tahakküm eden şeyin ta kendisidir.

İnsanların dünyasında bu tahakküm ve cinsel sömürüye endüstri “doğal bir süreç” gözüyle bakıyor. Bazıları hayvanların da aynen insanlar gibi bu perspektiften faydalandığını dahi söylüyor.

Buna benzer argümanlar bir grup insanın başka bir grup insanı tahakküm altına alıp sömürmesini meşrulaştırmak amacıyla kullanılmıştır. Bon Torres’in “Making a Killing: The Political Economy of Animal Rights” (2007) kitabında yazar ırkçıların ırkın kendisini diğer ırktan olanlara kıyasla “daha iyi” birisi yaptığını söyler, cinsiyet ayrımcısı ise biyolojik cinsiyetinin kendisini bir kadına kıyasla daha iyi birisi yaptığını düşünmektedir, bu ikisine benzer bir şekilde tür ayrımcısı da insan olmanın hayvan olmaktan daha iyi olduğunu öne sürer.

Bu yüzden hindilerin sömürülmesi cinsiyet ayrımcısı olduğu kadar tür ayrımcısı bir durumdur. Batı feminizmi kadınların kendi üreme sistemlerini kontrol etmeye hakları olduğunu savunur. İnsan dişilerinin zorla sterilize edildiği bir tarihten tiksiniriz, örneğin yakın zamanlara dek zihinsel anlamda sorunları olan kızlar ya aile rızasıyl aya da devlet zoruyla kısırlaştırılıyordu.

O halde hayvanlar arasında cinsel istismara sebep olan bir sömürü sistemini neden hiç düşünmeden kabul ediyoruz?

http://www.thescavenger.net/animals/why-the-artificial-insemination-of-turkeys-is-a-feminist-issue-764.html

Çeviri: CemCB

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder