16 Ekim 2011 Pazar

Vicdan Ahmaklığı


Vicdan Ahmaklığı

“Ahmak, ışıkla

alevi karıştırır ve kendisini her yakanı güneş sanır..” Cenap Şahabettin



Bu yazı http://internationala.org sitesinden alıntıdır.
“Taktım” bu orta sınıf takıntısına. Dayanmıyorum. Çünkü dönüp kendisiyle yüzleşmek yerine, saldıracak popüler hedefler arayan, isyan olgusunu fetişleştirerek kendi eylemsizliğini örtmeye çalışan insanlara kızıyorum. Anti-militarizm, Anarşizm, Hayvan Özgürlük Hareketi gibi Batı’nın büyük bir yaratıcılık ve mücadeleyle büyüttüğü hareketlerden bahsedip sonra da onların “vicdanlarına tükürmek” bana pek akıllıca gelmiyor. [Bazıları bu hareketlerin tarihini zorlama bir çabayla çok gerilere dayandırabilir. Böyle düşünecek olursak hepimiz Afrika'lıyız tabii..] Dahası “Batı vicdanı” ile “burjuva vicdanı”nı eşanlamlı terimler olarak kullanmak iyice absurd bir durum bana göre. Evet, içinde yaşadığımız bu modern uygarlığın sorumlusu “Batı”dır. Ancak aynı zamanda buna karşı en fazla mücadele çeşitliliği üreten yine onlardır. Batı kültürüne karşı çıkış ‘uygarlık karşıtlığı’ düzleminde olmadığında, ÖDP’nin “gericilik”, TKP’nin “anti-emperyalizm” vurgusu gibi anlamsız ve kısır kalır. Tabii bu “vurgular”dan rahatsız olmayanlar için bir sorun olmasa gerek.


Lise yıllarından beri vejetaryen* olan birisi olarak bu tercihimden gayet memnun olduğumu belirtmeliyim. Dahası Batı’nın göbeğinden çıkmış ve o kültürü temsil eden bir müzisyen olan Morrissey’in “Meat is Murder” adlı şarkısı vejetaryen olmama katkı sağlamıştır. Şimdi o günlere dönüp baktığımda artık beni o kadar da heyecanlandırmayan ve pek de hoşlanmadığım bu adamın beni vejetaryenliğe itmiş olmasında içine tükürülecek bir durum göremiyorum. Çünkü bu değerleri içine tükürülecek bir Batı dayatması olarak görmüyorum.

Vejetaryenlik her şeyden önce kişinin kendisine karşı dürüst olmasıdır. Vicdani ve ahlaki bir değerdir vejetaryenlik. Hayvan sevgisinden bahsedip, sofrada inek yeme ikiyüzlülüğüne karşı çıkmaktır. Bu yüzdendir ki bir vejetaryen et yiyenlerle aynı masada oturduğunda yüzsüz, yılışık sataşmalara maruz kalır. Çünkü o, et yiyicilere varlığıyla bir ayna tutar. Onların yapamadığı bir şeyi yapmıştır. Evet, et yemezlik bir tercih değildir, kazanılması gereken bir değerdir. Vicdan aklayıcılıkla yaftalanamayacak olsa da, bu bağlamda vicdanını rahat tutmayı en çok hak eden insanlar et yemeyi red edenlerdir. İster radikal bir ALF üyesi olsun isterse bir “vicdan aklayıcı.”

Vejetaryenliğin eleştirilmesine karşı değilim. Bu ahlaki tavrın kapitalistler tarafından sektör haline getirilmesi, mankenlerin fit bir vücut için et yemeyi bırakması, uzun hayat formülü olarak reklamlarla, çeşitli samimiyetsiz kampanyalarla vejetaryenliğin dayatılması, Peta vb. Görüldüğü gibi tartışılacak, eleştirilecek, üzerine gidilecek çok fazla konu var. Ancak bir et yiyicinin, “çözüm vejetaryenlik olamaz, bu bir batı ahlakıdır” diyerek ahkam kesmesi, benim için kabul edilebilir bir eleştiri şekli değildir. Ayrıca bir vejetaryenin (her ne amaçla et yememeyi seçmiş olursa olsun), “ zaten yanlış hayat doğru yaşanmaz” nihilistliğiyle kendisini aklamaya çalışan bir et yiyiciden ‘pasif’ tavrıyla bile çok daha hayırlı bir iş yapıyor olduğu gerçeğini unutmamak gerekir.

Pasif ve Aktif Kazanımlar

Bu konu üzerine ayrı bir yazı yazmayı düşünüyordum. Kısmet bu yazıyaymış. Çok derinleşemesem de söylemek istediklerimi net bir şekilde ifade etmeye çalışayım.

Oynadığım bir bilgisayar oyunu* vardı. Oyunda çeşitli düşmanlara karşı savaşıyorsun. Savaşları kazandıkça sana bir miktar puan veriliyor ve bu puanları kontrol ettiğin oyuncuyu geliştirmek için kullanıyorsun. Oyuncunu geliştirmek için kullanabileceğin güçler kısaca iki gruba ayrılıyor. ‘Pasif güçler’ ve ‘Aktif güçler’. Pasif güçler senin karakterini şekillendiriyor, bu güçleri aldığında oyun içinde bunları kullanmak için özel bir şey yapmana gerek kalmıyor. Çünkü bu güçler oynadığın karakterin bir doğal becerisi haline geliyor. Bir de aktif güçler var. Bu güçler daha çok karşındakine ağır darbeler indirmek için kullanılıyor ve karakterinin bir parçasından çok bir ‘uzantı silahı’ olarak işlev görüyor. Oyun içinde Aktif güçleri kullanabilmek için özel anları beklemelisin ve bu güçler çok etkili olmasına karşın, kullanıldığında sana da bir miktar zarar veriyor. Dolayısıyla kısıtlı ölçüde kullanabiliyorsun. Benim becerebildiğim kadarıyla bu oyunu bitirmenin tek yolu karakterini pasif becerilerle donatıp üzerine akıllıca seçilmiş etkili Aktif güçler eklemek. Merak etmeyin hikayenin sonunda sunacağım bir “ibretlik ders” yok. Oyunun özelliklerini söylemek istediğim şey için deforme de etmiyorum. Bu oyun, hayatta görmezden gelinemez bir gerçekliği tekrar hatırlattı bana.

Bu bağlamda “Pasif Güçler” olarak; vejetaryenlik, anti-militarizm, anti-otoriterlik ve hayat içerisinde kazanılan beceriler ve değerlerin tümü olarak görebiliriz. Bu değerler bireyin karakterinin bir parçası haline gelir. Hiçbir vejetaryen, “bugün de şu kuzuyu yemiyim de hayatını kurtarayım yavrucağın” diye düşünmez, onun bir tavır olarak et yememesinin dolaylı kazanımları pek tabii ki vardır. Ama her şeyden önce bu özellik onun karakteridir. Bir anti-otoriter hayatın her alanında karşısına çıkan otoriteye, dayatmalara; bu tavrı karakterinin bir parçası haline getirebildiği ölçüde karşı çıkabilir. Bunu yaparken de “örgütlü bir doğrudan eylem olmadan benim bireysel karşı çıkmam zaten hiçbir işe yaramaz, o zaman ben edebimle susup oturayım en iyisi” diye düşünmez. O, kendi karakterini yansıtır ve eyler.

‘Aktif Güçler’ olarak; “doğrudan eylem, örgütlenme, sabotaj” vb. düşünebiliriz. Aktif güçlerin büyük etkisi yadsınamayacağı gibi bahsettiğim ‘Pasif Kazanımlar’ olmadan da etkili olamayacağını düşünüyorum. Bu bağlamda aktif ve pasif güçlerin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine inanıyorum.

[ Bu değerler hiyerarşik bir sıralamada gelişmez, 'pasif güçler' olmadan doğrudan eylem yapılmaz gibi bir formülasyondan bahsettiğim sanılmasın. Doğrudan eylemler de pasif güçlerin kazanımını tetikleyebilir. Bu değerlerin karakteristik yapısından bahsediyorum.]

Bu durumda, bir anti-militaristin askere gitmediği için, “ordunun topyekün dağıtılmasına karşı çıktığı” ya da bir vejetaryenin et yememesinden, “fabrika çiftliklerinin yıkılmasına karşı çıktığı” mesajını alan birisinin akıl karışıklığına benim yapabileceğim bir şey yok. Lakin “et üretimindeki aşağılık vicdansızlıkları durdurmanın yolu ‘vejeteryan’ olmak değil, becerebiliyorsanız o çiftlikleri havaya uçurmak, becermiyorsanız da edebinizle susmaktır” gibi neresinden tutsan elinde kalacak bir önermeye kargalar bile güler. Bile dediğime bakmayın, kargalar çok zeki yaratıklardır, bu saçma önermeyi anlayıp bir de üzerine sağlam bir kahkaha patlatırlar. Bu önermeye göre; ‘bir anarşistsen gider devleti yıkarsın, eğer yapamıyorsan oturur edebinle susarsın, ya da ‘savaşları durdurmanın yolu askere gitmemek değil, orduya bomba atmak, gidip karakol baskını yapmaktır, yapamıyorsan da oturup edebinle susmaktır…”

Doğrudan eylem çok samimi ve güçlü bir silahtır. Bir şeylerin değişmesini istiyorsan gider değiştirirsin. ALF taktikleri de bu bağlamda çok değerlidir. Ancak “sisteme topyekün sırtını dönmek” tek başına hiçbir şey ifade etmez dahası hayatta karşılığı olan bir önerme de değildir. Bu tavrın içini neyle ve nasıl doldurduğun önemli. Mesala, et yiyen bir ALF aktivisti olmanın mantıklı bir açıklaması olamaz. Topyekün, tavizsiz bir savaş senin buna ne kadar hazır olduğunla doğrudan bağlantılıdır ve ancak bu bağlantıyla mümkündür.

‘Pasif kazanımlar’, ‘Aktif kazanımlar’dan ayrı düşünülemez ve “bütüncül mantık” ile “parçacıl mantık” ayrı şeyler değildir. Değişim, ancak merkezine kendini koyduğun zaman mümkün olabilir. Kendini dışarıda tutup büyük değişimler talep etmek en hafifinden şımarıklıktır. “Kapkara, tavizsiz , isyancı anarşistler”in laf salatalarına ve putlaştırdıkları isyan kavramı üzerine saçmalamalarına karnımız tok. Biz fareyi öpmesine öperiz ancak fareyi öptükten sonra yemek masasında ağzımızı hayvan cesetleriyle doldurmayız. Bu çelişkiyle yaşayanların da sözlerine itibar edecek değiliz.

*vejetaryen: “vejeteryan” kelimesinin doğru yazılışı.

*[2] : oyunun adı yanılmıyorsam “sonny” idi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder